L
LugatioEdebiyat Lügati
← Tüm kitaplar
1923Erken Cumhuriyet

Sözde Kızlar

yazar: Peyami Safa

Mütareke İstanbul'unun yozlaşan sosyal hayatını, Anadolu'dan İstanbul'a gelen Mebrure'nin gözünden anlatan roman. Peyami Safa'nın ilk önemli romanlarından biri olarak Batı taklitçiliği ve ahlaki çöküşü eleştirir.

Bu kitaptaki kelimeler

Romanın diline yansıyan 35 anahtar eski kelime ve metinden alıntılar.

  • Eğlence; dünya.

    "Köşkte her gece yeni bir âlem kuruluyor, sabaha kadar içki ve kahkaha eksik olmuyordu."

    Bağlam: Nafi Bey'in evinde düzenlenen ve romanın ahlâkî çöküşü sahnelediği gece eğlencelerini niteler.

  • Çaresiz, zavallı.

    "Bîçare kız, gideceği bir kapı bile kalmadığını anlamıştı."

    Bağlam: Köşkteki tuzaklara düşen genç kızların içine düştükleri umutsuzluğu tasvir eder.

  • Cesaret, küstahlık.

    "Behiç, o gece Mebrure'nin odasının kapısına dayanacak kadar cüret göstermişti."

    Bağlam: Behiç'in Mebrure'ye yönelik ahlâksız yaklaşımlarını ve haddini aşan davranışlarını tarif eder.

  • Acı, keder.

    "Babasının akıbetini düşündükçe içine büyük bir elem çöküyordu."

    Bağlam: Mebrure'nin savaşta kaybettiği ailesine ve bulamadığı babasına dair taşıdığı derin acıyı ifade eder.

  • Büyük belâ.

    "Harp bitmişti, fakat asıl felâket şimdi başlıyor gibiydi."

    Bağlam: Mütareke döneminin toplumsal çöküşünü ve Mebrure'nin ailesinin başına gelenleri nitelemek için uygun düşer.

  • Ahlâksızlık.

    "Behiç'in köşkte kurduğu düzen, örtülü bir fuhuş yuvasından başka bir şey değildi."

    Bağlam: Nafi Bey'in köşkünde Behiç eliyle örgütlenen, genç kızların 'sözde kız' hâline getirildiği kirli düzeni nitelemek için kullanılır.

  • Güleç, neşeli.

    "Nevin, handan bir çehreyle salona girdiğinde kimsenin içinde taşıdığı kiri göremezdi."

    Bağlam: Dış görünüşteki neşeyle iç dünyadaki çürümüşlük arasındaki tezadı vurgulamak için kullanılır.

  • Utanç.

    "Genç kız, söylenen bu ağır sözler karşısında hicabından yerin dibine girdi."

    Bağlam: Mebrure'nin köşkte şahit olduğu edebe aykırı konuşmalar karşısındaki tepkisini anlatır.

  • Havaî, şımarık.

    "Bu hoppa kızlar, sabaha kadar gramofonun başından ayrılmıyorlardı."

    Bağlam: Romanın başlığındaki 'sözde kızlar'ı, yani Batı özentisi ve ahlâkî zemini kaymış genç kızları tarif etmek için merkezî bir kelimedir.

  • Namus, sâfiyet.

    "Mebrure'nin iffeti, bu bozulmuş muhitte tek başına ayakta kalan bir mum gibiydi."

    Bağlam: Romanın asıl çatışmasını oluşturan 'gerçek kız' ile 'sözde kız' ayrımını kuran temel kavramdır; Mebrure'nin karakterini tanımlar.

  • Namus, temizlik.

    "Mebrure'nin ismeti, bütün bu kirli muhitte ona bir zırh gibi koruyordu."

    Bağlam: Mebrure'yi diğer 'sözde kızlar'dan ayıran ahlâkî saflığı ifade eden anahtar kelimelerdendir.

  • Saygısız, ciddiyetsiz, fazla samimi.

    "Misafirlerin lâubali kahkahaları, evin loş köşelerinde uzun uzun çınlıyor; Mebrure başını önüne eğiyordu."

    Bağlam: Yozlaşan sosyetenin ciddiyetsiz, sınır tanımaz tavırlarını betimlemek için seçilmiş bir kelime. Romandaki ahlaki yargının taşıyıcısıdır.

  • Hoşluk, güzellik.

    "Mebrure'nin yüzünde, köşkteki hiçbir kızda bulunmayan bir letafet vardı."

    Bağlam: Mebrure'nin iç temizliğinden süzülen doğal güzelliğini 'sözde kızlar'ın yapmacık zarafetinden ayırmak için kullanılır.

  • Batılı özentisi.

    "Köşkün salonunda âdeta bir levanten hayatı sürülüyor, her şey frenkçe konuşuluyordu."

    Bağlam: Peyami Safa'nın romanın merkezî eleştirisi olan 'Batı taklitçiliği' meselesini doğrudan karşılayan bir kelimedir.

  • Haksızlığa uğramış.

    "O mazlum bakışlarıyla Mebrure, sanki bütün memleketin çektiklerini yüzünde taşıyordu."

    Bağlam: Mebrure'nin hem kişisel trajedisini hem de Millî Mücadele yıllarındaki Anadolu'nun sembolü oluşunu anlatır.

  • Hayran, tutkun.

    "Behiç, Mebrure'nin temiz yüzüne ilk bakışında âdeta meftun olmuştu."

    Bağlam: Behiç'in Mebrure'ye karşı hissettiği, fakat ahlâksız niyetlerle karışık olan hayranlığı tarif eder.

  • Hüzün, bezginlik.

    "Pencereden Boğaz'a bakarken yüzüne bir melâl gölgesi çökmüştü."

    Bağlam: Mebrure'nin babasını bulamamanın ve çevresindeki yozlaşmayı görmenin verdiği iç sıkıntısını anlatır.

  • Alaycı.

    "Behiç'in dudaklarında daima müstehzi bir tebessüm dolaşırdı."

    Bağlam: Behiç'in kibirli, her şeyi küçümseyen tavrını resmeden kalıplaşmış bir niteleme olarak kullanılır.

  • Ateşkes; özellikle Birinci Dünya Savaşı sonrası 1918 Mondros Mütarekesi dönemini belirtir.

    "Mütareke yılları, İstanbul'un üzerine bir kefen gibi çökmüş; sokakları yabancı askerlerin çizmeleri arşınlıyordu."

    Bağlam: Romanın açılışında dönemin İstanbul atmosferini özetleyen bir betimlemede kullanılır. 'Mütareke' kelimesi burada sadece askerî bir ateşkesi değil, bütün bir toplumsal çözülüşü ifade eder.

  • Kararsız.

    "Mebrure, köşkün kapısında mütereddid bir hâlde durdu; içeri girmek mi, geri dönmek mi bilemiyordu."

    Bağlam: Babasını aramak için İstanbul'a gelen Mebrure'nin, Nafi Bey'in köşküne ilk adım attığı sahnenin iç dünyasını anlatır.

  • Acı çeken.

    "Nihad, Mebrure'nin muzdarip hâlini görünce yüreği burkuldu."

    Bağlam: Mebrure'nin ruhsal acısına şahit olan Nihad'ın ona duyduğu içten sevginin doğduğu sahneler için uygundur.

  • Nazik, naz eden.

    "Belma, o nazlı tavırlarıyla herkesin dikkatini üzerine çekmesini biliyordu."

    Bağlam: Köşkteki 'sözde kızlar'ın erkeklerin ilgisini çekmek için takındıkları yapmacık nazlanmayı tasvir eder.

  • Kibarlık.

    "Nihad'ın nezaketi, köşkteki kaba konuşmalar arasında bir vaha gibiydi."

    Bağlam: Mebrure'nin gönlünü çelen Nihad'ın temiz ve kibar karakterini öne çıkarmak için kullanılır.

  • Dağınık, bitkin.

    "Mebrure, babasının izini sürerken akşamları köşke perişan dönüyordu."

    Bağlam: Mebrure'nin İstanbul sokaklarında babasını ararken geçirdiği yorucu günleri anlatır.

  • Skandal.

    "Köşkte geceleyin yaşanan bu rezalet, ertesi sabah kimsenin ağzına alınmadı."

    Bağlam: Nafi Bey'in evinde dönen karanlık işlerin patlak verdiği sahneleri tasvir eder.

  • İkiyüzlülük.

    "Behiç'in her sözünde bir riya kokusu vardı; ağzından çıkan hiçbir cümleye inanılmazdı."

    Bağlam: Romanın başlıca kötü karakteri olan Behiç'in sahtekâr kişiliğini nitelemek için doğrudan kullanılabilecek bir kelimedir.

  • Zevk ve eğlence düşkünlüğü.

    "Köşkün her köşesine sinmiş olan bu sefahat kokusu, Mebrure'nin içini bulandırıyordu."

    Bağlam: Mütareke yıllarında Şişli köşklerindeki ahlâkî çözülmeyi ve Nafi Bey'in evindeki gece âlemlerini niteleyen, romanın ana temalarından birini taşıyan kelimedir.

  • Perişan, düşkün.

    "Mütarekenin o sefil günlerinde İstanbul, tanınmaz bir hâle gelmişti."

    Bağlam: Romanın geçtiği işgâl altındaki İstanbul'un sosyal çöküntüsünü anlatan atmosfer kelimelerinden biridir.

  • Kışkırtma.

    "Behiç'in her bakışı, genç kızların zayıf damarlarını tahrik etmeye yönelikti."

    Bağlam: Behiç'in köşkteki kızları ahlâksız bir düzene çekmek için kullandığı sinsi yöntemleri anlatır.

  • Bilmezlikten gelme.

    "Mebrure, Behiç'in bakışlarındaki o sinsi mânâyı fark ettiği hâlde tegafül ile başını çevirdi."

    Bağlam: Mebrure'nin köşkte şahit olduğu ahlâkî çürümeyi doğrudan yüzleşmekten kaçınıp görmezden gelmeye çalıştığı sahnelerde kullanılan bir tavrı ifade eder.

  • Alçalma, lütfen razı olma.

    "Mebrure, o adamla aynı sofraya oturmaya bile tenezzül etmiyordu."

    Bağlam: Mebrure'nin ahlâkî üstünlüğünü ve köşk halkına karşı mesafeli duruşunu anlatan sahnelerde kullanılır.

  • Yozlaşma, dejenerasyon.

    "Bu sözde kızların hâl ve tavırlarındaki tereddi, Mebrure'nin temiz vicdanına ağır bir darbe gibi indi."

    Bağlam: Anadolu'dan gelen saf Mebrure'nin İstanbul sosyetesinde gördüğü ahlaki çöküşü tanımlamak için kullanılan, romanın anahtar kavramlarından biridir.

  • Avuntu.

    "Mebrure, hiç kimseden bir teselli sözü duymadan günlerini geçiriyordu."

    Bağlam: Mebrure'nin köşkteki yalnızlığını ve kimsesizliğini vurgulayan sahnelerde kullanılır.

  • Geveze, hoppa.

    "Nevin, o zevzek tavırlarıyla misafirlerin arasında bir oraya bir buraya koşuşuyordu."

    Bağlam: Köşkteki 'sözde kız'lardan Nevin'in hafifmeşrep, dedikoducu tavırlarını tasvir eder.

  • Aşağılanma.

    "Nevin'in düştüğü bu zillet, köşkün duvarlarını âdeta kararttı."

    Bağlam: Genç kızların köşkteki ahlâksız düzen içinde düştükleri aşağılayıcı durumu anlatır.