Teessür
Klasik anlam
Üzüntü, kederlenme, gönül yarasına düşmek; bir olayın ruhta bıraktığı derin üzüntü.
Modern karşılığı
Üzüntü, acı duyma.
Hangi kitaplarda nasıl geçmiş?
Bu kelimenin kayıtlı edebî kullanımları, kronolojik sırayla.
"Kâmran'ın o mektubunu okuduğum gece, derin bir teessür içinde sabaha kadar pencereden ayrılamadım."
Bağlam: Feride'nin aşk acısını ve ayrılığın yarattığı iç sızıyı anlatırken kullandığı duygu kelimesi; hicran temasıyla iç içe.
"Annemin gözlerindeki teessürü görünce, kendi ağrımı unutup onu teselli etmek istedim."
Bağlam: Romanda hasta çocuğun en çok annesinin kederi karşısında hissettiği duyguyu anlatır; hastane ziyaretlerinde annenin yüzüne çöken sessiz teessür defalarca betimlenir.
"Emine'nin hâlini görünce derin bir teessüre kapıldım."
Bağlam: Ahmet Celal'in Emine'ye duyduğu yakınlığı ve köylülerin acılarına ortak olduğu duygusal anlarda geçer.