Bedbaht
Klasik anlam
Talihsiz, kara bahtlı; kaderin kendisine gülmediği kişi.
Modern karşılığı
Mutsuz, talihsiz.
Hangi kitaplarda nasıl geçmiş?
Bu kelimenin kayıtlı edebî kullanımları, kronolojik sırayla.
"Bu bedbaht Munise'nin hayatında, annesinin yerini bir nebze olsun doldurabildiysem ne mutlu bana."
Bağlam: Feride'nin himayesine aldığı öksüz Munise'yi anlatırken kullandığı sıfat; anaçlık ve acıma teması.
"Yalnız bir şey anlamıştım ki, ben çok bedbahttım."
Bağlam: Hasta çocuğun hastane koridorlarındaki iç monologunda kendi varlığını tanımlamak için kullandığı kelimedir; hastalığıyla barışamayışının özeti gibidir.
"Bu bedbaht köylülerin hâlini gördükçe içim parçalanıyor."
Bağlam: Ahmet Celal'in Porsuk kıyısındaki köyde gördüğü yoksul köylüler karşısında duyduğu acımayı dile getirdiği iç monolog bölümlerinde sıkça geçer.